PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Küçük kizi farketmek (evliligin sirri)



Gaia
25-04-2009, 10:50
Bülent, avucunu açmis kendisine dogru elini
uzatan adama ters ters bakti.

Elli yaslarinda gösteren adam, görmeye alistigi
hirpani kiyafetli
dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski
fakat temizdi. Eli yüzü
temiz ve saglikli görünüyordu. 'Sapa saglam
adam gidip çalisacagina
dileniyor, belki benden daha zengindir' diye
düsündü. Zaten cani çok
sikkindi, birde sinirlenmisti.

Alayci bir ses tonuyla :
- Ekmek parasi mi istiyorsun ? diye sordu.
- Hayir çikolata parasi lazim!

Bülent'in kizginligi saskinliga döndü. Espri
yetenegi olan dilencinin hali
de baska oluyor diye düsündü.

- Niye siz ekmek bulamayinca çikolata mi
yiyorsunuz?

- Hayir. Ekmek bulamadigimiz günler genellikle
bulgur pilavi yeriz, onu da
bulamadiysak aç yatariz.

Bülent adamin ciddi mi konustugunu yoksa dalga
mi geçtigini anlayamamisti.

- Bu gün karniniz doydu üstüne tatli mi istedi
caniniz?
- Fakirin cani mi olur ki, tatli istesin beyim.

- Bu bir kamera sakasi mi yoksa sen is
bulamamis stendapçi misin?

- Hiçbiri degil. Sadece fakirim.. Bugün karimin
dogum günü, ona çikolata
götürmek istiyorum.

- Dogum gününde yas pasta alinir bildigim
kadariyla.

- O bizim için degil zenginler için. Otuz yillik
evliligimiz boyunca ona
bir kez bile yas pasta alamadim. Ama her dogum
gününde mutlaka çikolata
götürdüm. Çikolatayi çok sever.


Adamin söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmisti.
O aksam karisiyla kavga
etmis, kapiyi çarpip kendini sokaga atmisti.
Arabasina da binmemis sahile
kadar yürümüstü. Denizi seyretmek de onu
rahatlatmamisti . Oysa eskiden
denizi seyrederken çok rahatlardi. Dalgalar
sikintisini alip götürürdü.
Fakat karisinin evde agliyor oldugunu bildigi için
olsa gerek, hiçbir sey
onu rahatlatmiyordu.

Dilenciyle konusurken biraz kafasi dagilmisti.
'Acaba söyledikleri gerçek
mi, yoksa uyduruyor mu' diye düsündü.


- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu simdi?

Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini bosaltti,
bir nüfus cüzdanindan
baska bir sey çikmadi.

- Ben dilenci degilim. Isim yok. Günlük çalisirim,
ne is bulursam yaparim.
Fakat bu gün bütün gün is aradim, aksilik bu ya,
hiçbir is bulamadim.

Bülent oturdugu banki isaret ederek yer gösterdi.
- Oturun biraz dertleselim bari, dedi.

Adam çekingen çekingen oturdu yanina.
- Yokmu esin dostun, borç alacak akraban?
- Fakirin akrabalari da fakir olur beyim.
Bulurlarsa kendi karinlarini
doyururlar.

- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karini ?
- Hem de çok seviyorum. Otuz yilimi aydinlatti o
benim.


- Himmmm. Ask hem de otuz yil süren ask.
Hayret dogrusu! Askin ömrü en
fazla üç yil diyorlar oysa. Sen otuz yildan
bahsediyorsun.

- Evet. Geçen yillar sevgimi azaltmadigi gibi
artirdi.

- Söyle o zaman nedir evlilikte mutlulugun sirri?
Söylediklerine bakilirsa
sen mutlulugun formülünü bulmus gibisin.

- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan
bilmem.

- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum
canim. Bende alti yillik
evliyim.Sevdigim kadinla evlendim, fakat mutlu
degilim. Sürekli kavga
ediyoruz. Daha iki saat önce kapiyi çarpip çiktim.
Evimiz, arabamiz,
isimiz, gücümüz, herseyimiz var, ama mutlu
degiliz. Senin hiçbir seyin yok,
ama mutlusun. Para mi acaba bizi mutsuz eden?


- Hiçbir seyim yok mu? Hayir benim her seyim
var. Benim karim her seyim.
Sevgilim, esim, arkadasim, hayat yoldasim.
Hayatimi paylastigim
insandandaha degerli ve daha önemli ne olabilir
ki dünyada?Sizin ev, araba,
is diye her sey dediginiz seylerdir aslinda hiçbir
sey olan.


- Öyle deme, su kadar varligin içinde bile karim
her seyden sikayet ediyor.
Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?


- Altin tasin, kan kusana faydasi yoktur beyim.
Sen kadin ruhunu
hiçanlamamissin. Hiçbir kadin iyi bir evde
oturdugu, hergün çesit çesit
yiyecekler yedigi için mutlu olmaz. Bir kadin,
kocasinin her seyi oldugunu
bildiginde ancak mutlu olur.



- Sizin mutlulugunuzun sirri bumu ?

- Olabilir. Ben karima degerli seyler alamiyorum
ama ona benim için ne
kadar degerli oldugunu hissettiriyorum. O da çok
mutlu oluyor.

- Bir kadina degerli oldugunu nasil hissettirilir?

- Küçük kizi severek.

- Küçük kiz mi ? Hangi küçük kiz ?

- Yasi kaç olursa olsun her kadinin içinde hiç
büyümeyen bir küçük kiz
vardir. O kizi ne kadar çok sever, ne kadar çok
mutlu edersen, o kadini da
o kadar mutlu edersin.

- Nasil yani ?

- Küçük kiz neleri sever, nelerden hoslanir bir
düsünün. Küçük kizlar hep
begenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel
olduklarini duymaya bayilirlar.
Kendilerine prensesmis gibi davranilmasini
beklerler. Küçük kizlar hep
prenses olmayi hayal ederler. Sürprizlerden
hoslanirlar. Biraz simartilmak
isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak
isterler. Iltifata doymaz
küçük kizlar. Öyle degil mi?

- Haklisin. Benim dört yasimda bir kizim var. Adi
Aylin. Her aksam boynuma
sarilir 'babacigim beni ne kadar seviyorsun?' diye
sorar. Giysisini
degistirdigi zaman etrafimda 'Baba güzel olmus
muyum?' diye sorar durur.
Güzelsin demem de yetmez ona. ' Harikasin
prenses gibi olmussun' demeliyim.
Dünyanin en güzel kizi demeliyim..

- Iste kadinlar bir ömür boyu bunu duymak
isterler. Ben elli yasindaki
karima böyle davraniyorum. Ömrümüz olurda
seksen, doksan yil da yasarsak
ben ona böyle davranmaya devam edecegim.
Ona'bebegim' diye hitap ediyorum
çok hosuna gidiyor. 'Bebegim bana bir çay yapar
misin?' dedigimde çay
yapmak için nasil kosturdugunu görmelisiniz.

- Hiç kavga etmez misiniz siz?

- Kavga evliligin tadi tuzu. Arada biz de tartisiriz.
Küsüp barismanin tadi
ayridir. Benim karim bir keçi kadar inatçidir.
Onunla barismak için
ugrasmak ayri bir keyif verir bana.

- Benim esim çok ciddi kadindir. Hiç küçük kiz
havasi yok onda.

- Küçük kizlar büyüdükleri zaman artik sevgi, ilgi
istemeye utanirlar. En
ciddi yada en yasli kadinin bile içinde o küçük kiz
mutlaka vardir. Yeter
ki sen o tatli kizi sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil.
Ve o küçük kizi asla
aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne
yaparsan yap hep kuskuyla
bakar.Küçük kizlar hem çabuk mutlu olurlar hem
de çabuk kirilirlar. Çok
narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumusak
dokunuslari severler.

- Bu tavsiyeni deneyecegim. Fakat her zaman
yapabilir miyim bilmiyorum.
Bazen islerim çok yogun oluyor o zaman eve çok
yorgun gidiyorum.

- Bu sadece bir bahane. O küçük kizi mutlu
etmek dünyanin en kolay isi.
Çogu zaman birkaç tatli söz yeterli olur.. Sen o
küçük kizi mutlu
ettigindekarsiligini fazlasiyla alirsin. Artik o seni
rahat ettirmek için
elinden gelen gayreti gösterir. Karisi mutlu
olmayan erkek mutlu olamaz.
Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadasini
mutlu etmelidir. Düsünsene
somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle
yolculuga çiksan ne kadar mutlu
olabilirsin.

- Haklisinda bende bütün gün ailem için çalisip
yoruluyorum.

- Yine para, yine dis sebepler. Evet para önemli
ve gerekli ama kadinlar
para için erkekleri sevmezler. Para geçici
mutluluklar verir. Kadinlar
hediye almayi severler. Paran varsa hediye al
tabi. Amahediyeyle mutlu
olmasini bekleme. Hediyenin yanina sevgini
katmazsan hediyenin bir anlami
yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadi.
Günlük kazandim günlük yedik.
Bazen aç kaldigimiz günler oldu.Hiçbir zaman
karimin kulaklarina altin küpe
takamadim ama her zaman ask sözleri fisildadim.
Hiçbir zaman boynuna
pirlanta gerdanlik alamadim ama hep
öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona
ipek elbiseler giydiremedim
ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumusacik
sardim bedenini ve mutlu
ettim onu.

Adam ayaga kalkti.

- Bana müsaade, artik gitmeliyim, karim merak
eder. Sen de git evine küçük
kizin gönlünü al, belki o küçük kiz simdi evde
aglayip duruyordur.

Bülent de ayaga kalkti. Kuvvetlice elini sikti.

- Sizi tanidigima çok memnun oldum.

Elini birakti koluna girdi. Yolun karsisindaki
pastaneyi gösterdi.

- Hadi gel esin için suradan çikolatali pasta
alalim, dedi.

Pastayi aldilar. Adam hayatinda ilk defa karisina
yas pasta götürmenin
mutluluguyla, bin bir tesekkür ederek evinin
yolunu tuttu. Bülent de
pastanenin yanindaki manavdan karisinin en
sevdigi meyvelerden aldi.


Evine geldiginde karisi sismis gözlerle mutfak
masasinda oturmus su
içiyordu. Bülent hiç konusmadan meyveleri
büyükçe bir tabaga döküp yikadi,
sonra esinin önüne koydu.

- Bunlar dünyanin en sansli meyveleri, dedi.
Inci hiç konusmadi.

- Sorsana 'niye' diye.

Inci kizgin kizgin:
- Niye? Diye sordu.

- Çünkü dünyanin en güzel ve en tatli kadinin
midesine gidecek, dedi gayet
ciddi bir ses tonuyla. Inci sasirmisti. Bir anda
yüzünün ifadesi
yumusamisti.

- Bunlar senin sevdigin meyveler, senin için
aldim.

- Hayret bir sey! Her zaman kendi sevdigin
meyveleri alirdin. Benim hangi
meyveleri sevdigimi iyi hatirlamissin. Aslinda bu
bekledigim istedigim bir
seydi. 'bak senin sevdigin meyveleri aldim'Ama
simdi kiymeti yok. Çünkü
sana çok kirginim, meyve alarak gönlümü
alamazsin.

- Özür dilerim seni kirdigim için.

Sonra Bülent yere diz çöktü.
- Cezam neyse raziyim. Ama bir tek sey istiyorum
senden. Seni delice
sevenbu adami senden mahrum etme.

- Bülent yere çömelmis, boynu bükük bir
vaziyette çok komik görünüyordu.
Inci kikir kikir gülmeye basladi.

- Affetmek o kadar kolay degil. Bakalim hangi
cezalara katlanabileceksin,
dedi.


Bülent iste o zaman ona muzip muzip bakan
esinin içinde sakladigi küçük
kizi gördü .
Bundan sonra her sey daha farkli olacak diye düsündü

13-09-2009, 02:33
Emeğe Saygı :byee

burcu
13-09-2009, 02:46
:).içimdeki küçük kız adına tesekur ederım gülbebegım

Gaia
14-09-2009, 00:17
bizde rica ediyoruz burcu:)