PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : karşılıksız bir sevda



Gaia
18-03-2009, 17:26
Onu gördüğünden beri, en yakın dostu olmuştu kâğıt ve kalem. Nereden bilebilirdi ki bu dostluğun karşılıksız bir sevda ile başlayacağını? Ve nereden bilirdi ki söz olup kâğıtlara döküleceğini? Sevmişti işte, karşılıksız olduğunu bile bile sevmişti onu.
Her sabah yeni bir heyecanla doğdu güneş odasına, Gönlünün içinde bir yerlerde sakladığı sevdasının, çekilmezliğini bilse de, sevmeye hiç bıkmamaya yeminler etti.
Bir gün, bir su gibi aktı genç adam kapılarının önünden yine. Hakkında yaşanılan bir sevdadan habersizce gülücüklerini saçtı etrafa. Genç kadin sevdiğinin yüzünü görmesiyle bir umut daha doğdu içine. Belki bugün bir şeyler olabilirdi. Sevda çiçekleri boy boy yeşerdi yine içinde. Tam karşısında yerini alıp, gözlerinin içine fütursuzca daldı… Lakin anlamadı yine genç adam, geçip gitti, geride kırık bir kalp bırakarak yine.
Hüsran tohumları, yeni yeşeren sevda filizlerini soldurdu hemen. Genç kadin yüreğine buruk bir acıyı da bıraktı giderken ardından.
"Olsun…"dedi genç kadin. "O sevmese de ben seveceğim onu"
Günler birbirini kovalarken, yaşadığı aşk ile ağırlaştı genç kadin. Önce gözleriyle belli etti kendini bakıyor ama görmüyordu, sonra kulaklarıyla… hiçbir şeyi duymamaya başladı... Bir çiçeğin susuz kalışı gibi… soldu iyice.
Aşk, birden gelip, şiddetle çarpmıştı ona. Sanki tüm hücrelerini birden öldürüp gitmişti. Bu çıkmazdan kurtulması için genç adamin sadece ufak bir umut vermesi yeterliydi ona… onu kendine getirecek küçücük bir kıpırtıydı istediği. Lakin olmadı…ne bir gülüş ne bir bakış geldi genç adamdan.


Tüm renklerinin siyah olduğu bir gün, genç adam tam önünde durdu genç kadinin. İkisinde de ne ses, ne soluk vardı. Dudaklar sustu, gözler birbirini ağırladı. Derin bir bakış, genç bayanin gözlerine zehirli oklarını fırlattı aniden. Tanımsız bir duygunun ruhunu sarmasıyla sendeledi genç kadin. Boynunu bükerek geri çekildi önünden. Sözler olmasa da olurdu bazı zaman. Anlamıştı. Sağır bir susuşla, öksüz bir sevda bırakarak gidecekti yine genç adam ardından. Rüzgârın esip, gittiği gibi, ayrıldı yine oradan.
Ruhunu korkunç bir fırtınaya emanet etti genç kadin, göz göze geldikleri yerde kalakaldı öyle. Üşüdü, titredi ve düştü birden. Bir güle benzetip, koparmaya kıyamadığı sevdiği, bir bakışla darmadağın etmişti onu. Bütün dikenlerini kalbine saplayıp kanatmıştı sevdasını.
Yarası derinleşirken son gücünü bir yardım bulmak için eve varmaya harcadı. Gözleri bir dost aradı. Kalem ve kâğıt orada içinde biriken acıyı çekip almak için bekliyorlardı. Son bir satır karalayabildi tek dostu kalemi elinden düşene kadar.
Siyah ve beyaz çizgiler de hayatından silinene dek o son satırı okudu;

AKLIMDAN BİR TÜRLÜ ÇIKMAZ GÜLÜŞÜN
HER SABAH ÖNÜMDEN AKAR GİDERSİN
BİR ÖMRE BEDELDİR SELAM VERİŞİN
ÖMRÜMÜ ARDINA TAKAR GİDERSİN..

NERDEN BİLECEKSİN BİR GÜLÜŞÜNDE
BİR ÖMÜR TAKILIR KALIR PEŞİNDE
HER SABAH YAKTIĞIN AŞK ATEŞİNDE
KALBİMİ YENİDEN YAKAR GİDERSİN..

HELE O SAÇLARIN O EDA O NAZ
DİLİMİN UCUNDA ’ DUR BEKLE BİRAZ’
DİYEMEM BİR TÜRLÜ BİR TÜRLÜ OLMAZ
SANKİ ANLAR GİBİ, BAKAR GİDERSİN...